top of page

Tavus Kuşu

Yumdum gözlerimi geliyorum.

Geliyorum; sırtımda hançer,

Yüreğimde aşk yarasıyla.

Bağladılar elimi geliyorum.

Geliyorum; sol omzum bükük,

Ayaklarım yaralı ve kan içinde.

Kapadım ağzımı geliyorum.

Geliyorum; içime içime attığım çığlıkla,

İçmediğim sigaranın dumanıyla,

Tatmadığım alkolün sarhoşluğuyla geliyorum.


Ne değişti ki Tanrı'm?

Boğaz kenarındaki evinden aldın,

Dağın başındaki evine yerleştirdin.

Uzansam şu çay yapraklarının üstüne

Bir şeyler değişecek mi sanki?

O zaman sevilecek miyim yani?

Yaşadığım bu şey,

Başka bir yanılsamadan ibaret değil mi şimdi?

Yapma, yapma Allah aşkına!

Sol omzun bükülmesin senin de.


Hatırlamamam gerekiyordu sanırım:

Benden önce var olmuş beni,

Boğaza karşı içtiğim akşam çayını.

Peki neden?

Neden unutayım ki benden önceki beni?

Yoksa o da zeki ama tembel miydi benim gibi?

Hatırlıyorum, hiç dersten kalmadım.

Hatta senin verdiğin dersten bile

Ucu ucuna olsa da geçtim:

Kanaat notu ile ölüm aldım,

Mezun oldum ancak iş bulamadım.


Öldükten sonra bile yalnız kalacak kadar

Yalnız yaşamışım hayatı.

Yoksa neden gömülsün bedenim kimsesizler mezarlığına?

Olsaydı birileri, ağlamaz mıydı başucumda?

Kaçak yolcusuyum ölümün sonrasının:

Burada da yerim yurdum belli değil,

Rüzgârda uçuşan dandik bir poşet gibiyim.

Her şey ve hiçbir şeyin gölgesinde,

Ebediyetin tam göbeğinde,

Bekliyorum; bekliyorum ardımdan ağlayan biri çıkar diye.





Yorumlar


Yazı: Blog2 Post

Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

©2021, USTURLAP Tarafından Kurulmuştur.

bottom of page